28 Şubat 2012 Salı

Ev arama halleri...

Bu aralar pek fırsat bulamıyorum post yapmaya,eşimin iş değişikliği nedeniyle daha merkezi bir yere taşınmayı düşünüyoruz ve harıl harıl ev arıyoruz,öyle dört duvarı,bir çatısı olsun yeter diye de geçiştiremiyor  insan! Şuna yakın olsun,bu caddede olsun,yok mutfağı şöyle olsun,salonu böyle olsun,kirası uygun olsun,yakınında park olsun,kısacası olsunda olsun !

İnsan bu kadar çok şey isteyince tabi biraz zorlanıyor ama elimde değil,tipik bir yengeç burcuyum ve evim benim dünyam :) Benim için herşey önce evimde başlar,bundan dolayı çok önemlidir her detay,her ayrıntı içime sinmezse hayatta rahat edemem :)) İnsan gittiği her yere evini götürse ne kadar güzel olur,yada şöyle portatif olsa,atsak arabanın arkasına,beğendiğimiz yere geldiğimizde çıkarsak yeniden şipşak kursak yerleşsek içine... Hahaha :) bende de hayalde sınır yok emin olun ! Şaka bir yana en önemli şey;sağlık ve huzur içinde olmak ve insanın keyfinin her daim yerinde olması gerisi zaten geliyor.

 Birazdan yine bir kaç ev bakmaya gideceğiz.Bana şans dileyin olurmu !

Görüşmek üzere,sevgiyle kalın...:)


                                                               kaynak:cyuthouse.com

22 Şubat 2012 Çarşamba

Eurovision Şarkımız !...


Eurovision şarkımızı az önce dinledim ve beğendim. :) Can bonomo daha önce dinlediğim bir sanatçı değildi açıkçası çünkü kendisini tanımıyordum! Şarkının tınısını ve kullanılan enstürmanları çok beğendim. Can bonomo'ya yüreğine sağlık diyorum ve ülkemize eurovisionda başarılar diliyorum :)


2 Şubat 2012 Perşembe

Benim güzel istanbul'um...

İstanbulda'doğdum,büyüdüm,okudum çocukluğumun en güzel dönemleri farklı semtlerde farklı evlerde geçti.Lisede okurken arkadaşlarla bazı zamanlar okulu asar,o müze senin bu müze benim gezer,istanbul'u keşfe çıkardık.Hiç unutmam bir keresinde topkapı sarayının boğaza bakan balkonlarının birinde etrafa bakıp fotoğraf çekiniyoruz.iki japon turist geldi ve bize'' birlikte fotoğraf çekinebilirmiyiz'' dedi.Biz onlardan meraklı  hayır demek ne mümkün hemen bayıla bayıla ''yes,yes'' dedik. :) Daha sonra  bir gün bir  baktım posta kutumda birlikte çektirdiğimiz fotoğraflarla birlikte bana ve arkadaşlarıma gönderilmiş silgi,kalem ve kokulu kokulu kartlar,nasıl hoşumuza gitti,nasıl şaşırdık ve nezaketlerine hayran kaldık anlatamam tabi aynı nezaketle karşılık verdik ve çook teşekkür ettik :)O kadar çoktur ki istanbul anılarım,orada yaşadıklarım.Şuan evliyim ve alanya'da yaşıyorum bilindiği üzere burası hep sıcak gerçekten sıcak kışları,hep ılık en fazla yağmur yağar yada tepelere yağan karların ayazı vurur.Tabiki bu duruma nankörlük edemem,üstelik minik bir kızım var ve onun içinde çok iyi bu durum ama insan yinede özlüyor işte, güzel istanbul'un kışını bile :)) Annemle telefonda konuşuyorum dışarı adım atamıyoruz diyor kardan,her yer bembeyaz öyleki geceler bile gece gibi değil beyazlıktan...Arabalar çalışmıyor,insanlar işe gidemiyor, soğuk ama çocuklar hep dışarda aileleri çağırana kadar karın tadını çıkarıyorlar doyasıya,zaten haberlerdende takip ediyorum ''kar esareti yada kar çilesi'' bütün haberlerin başlığı...

Benim güzel istanbul'umun  başından meğer ne kışlar geçmiş,onları duyunca, buda kışmı diyesi geliyor insanın! Şöyleki; zamanında öyle kışlar geçermişki boğaz donarmış evet evet yanlış duymadınız boğazı buz tutarmış,üstelik öyle çoookta eskiden değil büyüklerimiz daha iyi bilir.Mesela 25 şubat 1954'te istanbul boğazı'nın iki yakasında bulunan Poyrazköy-Rumeli kavağı arasında denizin üstünde yürümek mümkün olmuş.






 Tuna ve karadenize akan diğer nehirlerin donması sonucunda nehirlerdeki su trafiğinin yeniden başlaması için nehirdeki buz kütleleri denize itilir ve karadeniz'deki akıntı sayesinde büyük buz kütlelerinin yolcuğu başlar ve metrelerce yükseklikteki buz kütleleri istanbul boğazına ulaşır.






1954 yılının subat ayı gazeteleri incelendiğinde şehrin dondurucu bir soğukla karşı karşıya olduğunu,Odun ve kömür bulmada zorluk çekildiğini ve bazı fırınlarda ise ekmek yapmak için un bulunmadığı yazar.Deniz trafiğinin neredeyse tamamen durması üzerine  halk buz üstünde yürümüş,hatta kimileri sandallara atlayıp bu buz kütlelerinin yanına gitmiş,yanlarında getirdikleri bayraklarla hatıra fotoğrafı çektirmişler.












                                                                     kaynak google görsel

 Ne dersiniz? Gerçekten sıradışı ve görülmeye değer değilmi,bundan sonra böyle bir durum yaşanırmı yada görürmüyüm bilmiyorum ama o zamanlar orada olmak ve fotoğraflardaki karelerde yer almak istediğim kesin... :))) sevgiyle kalın..